Bursa Uludağ Gazetesi
     

Var mısınız iddiaya!

Hasan TEOMAN

Hasan TEOMAN

Değişik bir mecrada, aklımıza gelmeyen can alıcı bir sorunu kolumuza takıp giriyoruz yerel seçimlere…

Yanılmıyorsam bu ikincisi oluyor…

Ummuyorduk, küçümsüyorduk, geçercesine önemsemiyorduk…

Ama gerçekten soğanın, domatesin, biberin, patlıcanın ve patatesin Türk siyasetindeki etkinliği küçümsenmeyecek denli iriymiş!

Rahmetli Demirel söylerdi, “Tencerenin yıkamayacağı güç yoktur” Gülerdik o yıllarda… Dileğimiz o değil elbet…

Amaç karnımızı doyurmak ama sağlıklı, temiz ve ucuz…

Önceki seçimde soğan bulamadık doğrayacak yemeklere, şimdi de sebzeler girmez oldu tencereye…

Buna da şükür…

AKP’yi silkelemek için ayaklandı soğanlar dendi o günler; günahını aldılar serbest piyasanın!

Çürümüşler, gördük!

Ya şimdi ne oldu?

Çarşı pazara karşı her gün sınav veren şu yoksul halk, oy sandığını gördüğünde irileşen sebze ve meyvelerin belini bu seçimde de kıracaktır inanıyorum, Allah’ın izniyle!

KİT’ler AKP’nin siyasi tercihiyle özelleştirildi…

BİT’ler doğdu!

Neden BİT?

Niçin ülke genelinde kooperatifleşmeyi denemiyorsunuz?

Neden tarım üreticisini tarlada ürettiği ile baş başa bırakıp, aracıyı örgütleme ve hizalama yoluna gidiyorsunuz?

Sattığınız KİT’lerin (Kamu İktisadi Teşebbüsü) yerine BİT’leri (Belediye İktisadi Teşebbüsü) kurmak, yaygınlaştırmak ve büyütmek ülke ekonomisi için kalıcı, ektin, çözüm odaklı bir seçenek midir?

Sayın Erdoğan’ın yaklaşımları, niyetleri, arzuları halktan yana çözüm üretebilen bir tutumu işaret edebilir, bundan kuşku da duyulmayabilir… Her uygar ülkedeki insanlar gibi bizlerin de bilimsel, kalıcı, ekonomik çizelgede sosyal devletçiliğe yakışan çözümler beklediğimiz unutulmasın…

Devletin malı KİT’leri, tanzim satış mağazalarını özelleştirip, günü geldiğinde bu kurumlara yeniden gereksinim duymak ve bu açığı “Belediye Tanzim Satış” yerleri açarak gidermek bir hatadan sessiz sedasız dönme isteği midir?

Ayıp değil; yanılmak ve oradan dönmek erdemdir…

Ama şimdi yapılan, ateşi çıkmış piyasayı iğne ile ayakta tutmaktır…

Acı gerçek şudur ki; yaşam pahalı!

Üretim yok, talep çok!

Tarımda, hayvancılıkta gıda maddelerindeki fiyat artışları, halkın ekonomi pratiğini allak bullak ediyor… Memur, işçi, emekli pazara çıktığında en deneyimli muhasebeci kesiliyorlar… Elindeki parayı en hesaplı bölen parçalayan aile babası, Sayıştay’a başkan olacak deneyime kavuşuyor gün geçtikçe…

Sayın Erdoğan bunu en iyi bilendir… Halkını tanır, ne istediklerini bilir, ne ile mutlu olduklarını kestirir, ona ne verilirse ne alındığı ezberindedir… Çünkü Erdoğan, halkın kucağında büyümüş bir liderdir… Sevilen, güvenilen, ağzından çıktığına itibar edilen bir “uzun adamdır…”

Evet, Belediye desteği şimdilik belki işe yarar görünüyor…

Halk, çadırların önünde kuyruk olmaya razı da olabilir üç beş kuruş azı için… Ancak her bedeli halk mı ödeyecek? Sebzeyi meyveyi tarlada üreten ile sofrasında tüketen mi zarar edecek? Yoksa aracı tefeci, sandığı oradan alıp buraya koyan kabzımal mı malı götürecek?

Yeni haller deniyor; AVM şeklinde hizmet vereceklermiş!

Bunlar devletin malı mı?

Bildiğim kadarıyla devletçilik “tu kaka”

Bu devasa kuruluşlarda aracı yok mu?

O AVM’lerin yatırımımı özel sektör yapmayacak mı dersiniz?

Alın bir aracı daha!

Aracılar serbest piyasa ekonomisinin haksız kazanç kapılarıdır…

Üreticinin sülükleridirler…

Yok, mu şu ülkede aracılara ödetilecek bir bedel?

Olmalı elbet!

Kurdur kooperatifleri üreticiye, koy başlarına devletin adamını… Zeytin satış kooperatifleri gibi çalışsın… Malını satıcıya ulaştırsın… Tariş gibi onları da yok etme, bırak gelişsinler, büyüsünler… Sosyal devlet olmanın gereğidir kooperatifler… Sadece tarım için değil, tüm üretim kolları için geçerli ve sağlam çözüm bu… Tarihimizde loncalar vardı esnafı hizaya sokan, pahalı satanı dışlayan… Demek yabancı değilmiş!

Sayın Erdoğan günü gelmişken, elin değmişken, fırsat halkından yana düşmüşken yap şunu…

Sosyal devletçiliğin şeklini değiştir… Verme, dağıtma, kapısına götürme… Bırak çalışsınlar, üretsinler, planlasınlar, satsınlar, birlik olsunlar, kazansınlar, devlete yük olmadan, senden bir şey istemeden ayakları üzerinde bursunlar… Aracı tefeci, haksız kazananlar çıksın açığa… Devlet veren değil düzenleyen olsun… Babalıktan terfi edip gerçek büyüklüğüne otursun… İşte o zaman üreten ile tüketen dokunacak birbirine…

Para babaları bu işe ne der bilemem…

Akan sularına bardak tutmaya kalkışana ne yaparlar kestiremem…

Tek inandığım, Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın iki dudak arası, yukarı kalkmış dört parmağı, mangal gibi yüreği ve halkına söyleyeceği müjdesi olduktan sonra gerisine “acı biber” yemek düşer…

İsterse, dilerse; patlıcana, domatese, lahanaya, pırasaya, süte, peynire, ete karşıdan bakan yoksul halkını seviyorsa gereğini yapar kurar şu kooperatifleri…

Var mısınız iddiaya!

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ