Bursa Uludağ Gazetesi
     

İran’ın Suriye’deki Geleceği

Ömer Karaali

Ömer Karaali

 

İran, Amerika’yla işbirliği yaparak hepimize göstere göstere bugünün Irak’ında söz sahibi ve en etkin aktör olmuştur.

Oysa, İran’ın asıl hedefi, kendine göre başarılı olduğu bu deneyimi Suriye, Lübnan, Yemen ve diğer Arap ülkelerinde uygulamak istiyor olması, ve bunu da yine Amerika ve İsrail’le işbirliğiyle yapma hevesindedir.

Fakat, Arap ülkelerindeki toplumsal yapılar değişiklik göstermektedir, Irak’ın yapısıyla Suriye’nin toplumsal kültürel ve dini yapısı aynı olmayabiliyor, dolayısıyla İran’ın, Irak’ta uyguladığı reçete Suriye’de tutacak diye bir garanti yok, Irak’ta Amerika’nın askeri müdahelesinin akebinde bizzat Amerika tarafından desteklenerek, ve daha önemlisi, Irak nüfusunun neredeyse yarısının Şii olması ve İran’ın bu faktörü çok iyi kullanarak kendi planlarını uygulamasına yardımcı oldu ve bütün ipleri elinde tutmayı başardı.

Bu demografik ve mezhepsel düzen üzerine kurulmuş olan dini yapı, İran’ın Irak içerisinde her alanda olduğu gibi, dini ve kültürel alanlarda’da hakimiyet sağlamasına yol açmıştır.

Aynı şekilde, Lübnan tecrübesine bakacak olursak, Şii mezhebi üzerinden dini hakimiyet sağlamaya çalışması, ve askeri kolu olan Hizbullah örgütünün faaliyetleri ile Lübnan’da bu alanlarda korku ve baskı uygulayarak ayak yeri edinmesi, Lübnan toplumsal yapısında dini ve kültürel karşılığı olmadığını izleyebiliyoruz, bu açıdan birtek yandaşları olan Beyrut’un Güney banlyolarında ancak karşılık bulduğunu, oysa Hristiyan, Dürzi ve Sünni Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgelerde hep sert tepkilerle karşılaştığını ve kabul görmediğini açıkça görüyoruz.

Bu bağlamda, İran nüfuzu Lübnan’da ne kadar uzun sürerse sürsün, ekonomik ve askeri baskılar yoluyla hakimiyet sağlamış olduğu belli başlı alanlar hariç, toplumsal tabanda kabul görmeyeceğini, ve Lübnan’ın toplumsal yapısı ve dinsel farklılıkları ile kültürel yapısı buna izin vermeyecektir.

Peki, Irak’ı mezhepsel ve siyasi anlamda işgal eden İran, aynı şekilde askeri ve ekonomik alanlarnda hakimiyet sağladığı Lübnan gibi, neden Suriye’de aynı yollarla bir hakimiyet sağlayamıyor ?

 

Bu soruya cevap:

İç savaş süresi boyunca, Her ne kadar Suriye Rejimi İran’a askeri ve lojistik kolaylıklar sağlamış olsada, Suriye demografik yapısı nedeniyle ( halkın çoğunluğu Sünni olması), bu İran açısından hiç kolay olmayacak, ve daha anlamlısı, Suriye halkı Ortadoğu coğrafyasındaki gelişmelerden dolayı İran’a kan püskürtmektedir, ve onlar için en büyük duşman İran’dır, ve dolayısıyla Şii’liktir.

Suriye’de Esed’e yakın olan Sünni din adamları, her ne kadar İran’a şirin görülmek derdinde olsada, bu kişiler toplum nezdinde karşılık bulmayan şahsiyetlerdir, dolayısıyla toplumu etkilmekte başarısız olmaktadırlar.

Ve daha vahimi, İran açısından, Suriye’de hakimiyeti elinde bulunduran “Nusayri”  kesimin siyasi ve askeri açıdan İran’la işbirliği yapıyor olsa bile, dinsel ve kültürel konularda İran’a asla sıcak bakmamaları, ve neredeyse Sünni müslümanlar kadar İran Şii’liğine karşı durmalarıda önemli bir faktördür.

Daha önemlisi, kendisini kurtarması için çağıran, Suriye Rejimi ve Rejime bağlı siyası ve askeri elitlerinde İran’ın Suriye’deki politikaları ve davranışlarından hoşnut olmadıklarını biliyoruz, ve gizliden gizliye İran politikalarına karşı her türlü faaliyette bulunduklarını ve uzun süre İran’a bağlı kalmak istemediklerini artık herkes bilmektedir.

Son dönemde Suriye rejimine bağlı askeri birliklerin İran yanlısı ve İran karşıtı olarak karşılıklı çatışmalara kalkışmalarıda bunun en büyük göstergelerindendir.

Suriye Rusya ittifakı aslında İran’ın ülke içerisinde tek başına hakimiyet sağlamasından korkulduğu için alelacele gerçekleştirilmiştir.

Bu açıdan bakacak olursak, ABD ve İsrail’in Suriye’de İran üslerine düzenlediği hava saldırılarından en memnun olanlar Suriye halkı ve Suriye rejimidir.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ