Bursa Uludağ Gazetesi
     

Mudanya’nın şifresi: ‘Türk’ ve ‘Yılmaz…’

Hasan TEOMAN

Hasan TEOMAN

 

Mudanya’nın bir kez daha ‘Tek Adamcılarla’ savaşı var…

Tarihinden söküp getirdiği ‘devrimci’ kartvizitini oy sandığına atacağı günleri sabırsızca bekliyor…

Kim ne derse desin, gün parti günü değildir…

Gün, kişiliğinin altında ‘boncuk’ arama günü hiç değildir…

Gün, tek adamlık ile parlamenter demokrasinin tartılacağı gündür… Yerel seçimleri böyle değerlendirmek doğrudur… Sayın Erdoğan’ın ‘Bay Kemal’ üzerinden CHP’ye ‘tek particilik’ suçlamasıyla saldırması da ‘Tek Adamın’ ‘Çok Adamdan’korkmasıdır… Bu seçimleri, iktidarı devirmek anlamında yorumlamak pek doğru değildir; ancak CHP olarak kazanılacak her belediye, Atatürkçü aydınlığa bir mum daha eklemek demektir…

Hiçbir umutsuzluk ve çöküş, arka bahçesinde yeşeren özgürlüğün büyümesini durduramaz… Sıkılan her boğaz, kilitlenen her kapı, kısılan her aydınlığın gölgesinde özgür bir dünya mutlak yeniden kurulur… Ben Mudanya’yı geleneksel bir kasaba olarak değil, Kemalist duruşun bir anıtı olarak düşünmüşümdür… Bağımsızlığın imzaları atılırken bakımsız, yoksul ve üzerinden nice halkların geçtiği bu kadim kasaba, cumhuriyete giden yolun ilk durağı olmuştu. Bu durağın şimdiki sahipleri olan bizler, bu seçimi de, bu kaleyi de bırakmaya niyetli değiliz…

‘Milletin dediği olur’, evet! Demek ki yine bizlerin dediği olacak ve bu seçimi de laikler, cumhuriyetçiler, devrimciler, hukukun üstünlüğüne inananlar ve yine Atatürkçüler kazanacak.

XXX

Sayın Hayri Türkyılmaz’ın aday adaylığı döneminde yaşadığı sancıların tanığı olmuştum… Yıpratma atılımlarını, ardından söylenenleri, yakıştırmaları duymuş, üzüntü duymuş bir haklılık ucu bulamamıştım… Bazıları bunun ‘demokrasi icabı’olduğunu söyleyerek güç topluyorlardı kendilerince… Gülmüştüm onlara, özgürdüler tabii! Karşısına aday adayı olarak çıkanların yandaşları da belki haklıydılar kendilerine göre, ama düşünemedikleri bir şey vardı; demokrasi gereği gördükleri ‘çokluğun’ bazı özel durumlarda ‘zayıflık ve parçalanma’ getirdiği gerçeği… Uzun yıllar sonra Mudanya’ya CHP’yi kazandırmış olmanın bir ‘tarihsel anlamı‘ olmalıydı… Tarafsız ve dürüst çalışmanın bir bedeli olmalıydı… Bu bedelin sonucu bütünleşmek, el ele verip kenetlenmek olmalıydı… Hayri Başkan, bu inişli çıkışlı ilişkilerin ayırdında olsa da, Mudanya’nın geleceğinden umutluydu… Halkı onu yeniden mutlak başa koyacaktı… Kendisine ve partisine olan güveni tamdı… Ankara dönüşü karşılanışındaki coşkuyu izlediğimde ona hak verdim… Bir siyasetçinin en önemli duyusu halkının siyasal kokusunu uzaktan da duymasıdır… Ne istendiğini bilmesidir… Sevgiyi ve bıkkınlığı anında sezebilmesidir… Önemlisi, halkının arzularını, nelere açlık duyduklarını önceden saptayıp kayırmadan, ayırmadan, terazinin kefelerinde tartarak, milim oynatmadan avuçlarına dağıtmasıdır…

Belediye başkanlığı, her siyasal kesimin değişik beklentilerine yanıt verme yönetimi de değildir aslında… Oy düşünerek ‘taş sürmek’ geleceği kurtarmıyor… CHP dışında siyasal duruşu olanlar için hizmet doyurucu olmaz bazı durumlarda; burun kıvıranlar çıkar, ‘hoşluk’ sananlar çoğunluktadır… Tarafsız durmayı becermekle, partili olmayı törpülemek bu aşamada beceri ister… Sayın Başkan Hayri Türkyılmaz’da bu beceri var… Tarafsızlığı ile dürüstlüğü ve çalışkanlığı harmanladığında yükseleceğine, siyasal ömrüne ömür katacağına yürekten inananlardanım…

XXX

İlçe belediye başkanlarının görev alanının dar olduğunu biliyoruz… Büyükşehir belediyelerinin iktidar elinde olduğunu varsaydığımızda ki öyle, bu alanın daha da küçüldüğünü de… Öyleyse; kıyıları elden gitmiş, otoparkları ve turistik yapıları parsellenmiş, suyu elektriği gazı başkasından sorulan bir ilçenin belediye başkanı, niçin yeniden başkan olmak ister? Başka bir soru: Niçin CHP’den seçilmek ister? İktidardan nemalanmak, rahatlamak, ilçesini şaha kaldırmak dururken bu savaş nicedir? AKP ile kucak kucağa yaşamak varken, trafikten kordon boyuna, imarından yoluna, tüm gereksinimleri karşılamak varken bu inat nedendir? Mutlu olduğuna inandığı halkını, belediye binasının terasında oturup elinde çay izlemek ne hoş olurdu değil mi başkanım? Unutmayın, o zaman da elbet bir yığın huzursuz insan kapısına yığılırdı!

Bu ilçeyi şaha kalkmanın bedeli Atatürkçülüğü öldürmekten, cumhuriyeti kuran bir partiye ihanet etmekten geçiyorsa, yüzüne tüküreyim o gelişmişliğin!

Burada başlıyor ilericiliğin, devrimciliğin ve ulusalcılığın savaşı… Sayın Türkyılmaz’ın savaşı bu denli büyüktür işte… Düzde yürümek ile tırmanmanın arasındaki uçurumu iyi bilenlerdendir Başkan… Mudanya’yı sevenlerin, Atatürk’ün devrimlerine sadık kalanların, uygarlığa, aydınlığa ulaşmaktan umudu olanların tek kapısıdır CHP… O partiden aday olmak, Sayın Türkyılmaz ve Mudanya halkı için bir onurdur.

Zaman hizmetten, kısmetten, işten güçten, nasipten nemalanma devri değildir… Bölünüp çoğaldıklarını sananların ve bu durumdan güç bekleyenlerin zamanı hiç değildir… 31 Mart’a 13 partinin katılacağını düşündüğümüzde, 17 yıldır devletin tepesinde oturan bir partiyi eleştirmek hakkına da sahip olamamalıyız…

Demokrasi her durumda çoğunluğun rejimi değildir, akıllı ile akılsızın da hakkını kayırır titizlikle… Aracına binersen seni taşır; geriye mi, ileriye mi artık sen seç!

Bu nedenle 31 Mart parti tutma değil, saf tutma günüdür…

Düşünce sınırlarını CHP’li başkanın çizdiği bir ilçede, Mütareke binasının gölgesinde, barışın ve kardeşliğin hükümdarlığı altında yaşamak bulunmaz bir mutluluktur anlayana…

Burada daha mesut yaşamak isteyenler varsa,  cumhuriyet tarihini ve Mudanya’nın geçmişini özümsemeyenlerdir; hiç kusura kalmasınlar…

Yolun sonu görünüyor, korku yok!

Adında ‘Türk’ de var, ’Yılmaz’ da…

Ardında ‘Barış’ta var, ‘Kardeşlik’ de…

Mudanya halkı bu dört sözcüğün ‘asaletini’ iyi bilir…

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ