Bursa Uludağ Gazetesi
     

İğneliyorum!

Osman GÜRÇAY

Osman GÜRÇAY

Fakir düz yolda şaşırır, zengin yükünü dağdan  bayırdan aşırır. Benim fakir ülkemde Fakir olmak zordur vesselam!

Mesela;

Benim fakir ve demokrat ülkemde zenginin banka batırma özgürlüğü vardır.

Zengin bankayı alır içini boşaltır. Yetmezse ikinci bankayı güneş altındaki kar gibi eritir bitirir ve devlete iade eder.

Devlet görevi gereği bankanın bütün borçlarını üstlenir ve öder. Bankayı boğulmaktan kurtarıp yine zengine verir.

Olan yine fakire olur.

Nasıl mı olur?

Devlet bankayı batıran adamı abat eder ama minnak alacaklarını TMSF marifetiyle ihale ederek avukatlık şirketlerine satar.

Batırılmış ne ismi ne cismi bile kalmış Bankaya 15 yıl önce 30 TL kalmış olan bakiye borç binlerce lira olarak bir ihtarname ile sizden talep edilir. Süresinde itiraz etmezseniz ki genellikle böyle olur ve işlem başlar.

Bursalı Tefeci Mehmet bile bunlarda daha insaflıdır.

Mesela;

Bir zarla zorla bir bakkal dükkânı açarsınız. Siftah etmeden kira, elektrik, su, vergi, tabela vergisi, çöp vergisi sıraya girer.

Bir de rutin belediye ve sağlık müdürlüğü kontrolleri ensenizdedir. Süt ve peynir ürünlerini +5 C derecenin üstünde satarsanız yandı gülüm keten helva…

*Para cezayı yersiniz.

*Ürünlere el konulur.

*İtiraz ederseniz üstüne dükkân kapama kapak olur.

 

Bunlara hiç gerek yoktur.

Biraz para, iki tutam siyasi çevre edinip üstüne bir de toplam nüfusu 30 bini bulmayan bir ilin 30 derneğinden oluşan hemşeri dernekleri konfederasyonu kurdunuz mu? Alemin kralı siz olursunuz.

Ayda bir etkinlik düzenleyip, ne kadar et süt ürünü varsa ve en sağlıksız ortamda +30 C derecede satarsınız. Size ne Belediye karışır ne de İl sağlık Müdürlüğü karışır. Hepsi emrinize amadedir.

Mesela,

Devlet Okullarını ikiye ayırırlar. Nitelikli okullar Niteliksiz okullar diye!

Fakirseniz yandınız. İtiraz hakkınız bile yoktur. Eğitim Kurumlarına böyle salakça bir sıfat yakışır mı? Ya da hani Anayasa’daki eşit öğrenim hakkı diyemezsiniz.

Fetöcüler sizi Fetöcü diye etiketler.

Zenginseniz sorun yoktur. Özel okul sayısı bakkal sayısını geçti. Bastırırsınız parayı okulu satın alır çocuğunuzu okutursunuz.

Mesela,

Köyle mahalle oldu başımız göğe erdi ya! Bir eviniz, bir de ahırınız vardır. Hanım doğursa bir oda lazım. İnek doğursa ahıra ek yapmak lazım. Yapmaya kalkarsınız ama fakirsiniz ya olmaz derler.

Ama şehirde rantçı yapsatçı iseniz. Belediye size kul olur. İmar planı sabahın seher vaktinde açıklanır ama ikindiye varmadan sizin istediğiniz kıvama getirilir.

 

Binalara af bile 150 metre kareden başlar.

BŞB Her daireye otopark şart der ama inceden bir ayar çekersiniz ertelenir.

 

Mesela,

 

Bursa son yılların sağlık kurumları fakiridir. Aciller Bandırma’ya gönderilir ama kurumun başı yılın bürokratı seçilir. Sağlık parasız denir ama sosyal güvenliği olanlar bile özel hastanelerde jülyen patates gibi soyulur. Kentlerde ‘esnafa göre’ ya da ‘otomobillere göre’  sosyal belediyecilik çözümü bir tek Bursa’da vardır.

Kaldırımlar esnafın, yollar ise otomobillerindir. Benim fakir Bursalım 400 metre engelli yarışçısı gibi yürüyecek yol bulamaz. Belediye büfe işletir, köfte yuvarlar, balık pişirir ve bol bol geziler düzenleyerek masallarla milleti uyutur.

 

Ne diyeyim ki?

 

Fakirliğin gözü kör olsun ama fakirlik sadece paradan yoksun olmak olsa dert değil.

Akıl da fakirlik,

Fikirde fakirlik,

İzanda fakirlik,

Düzende fakirlik

Zikirde fakirlik olunca,

Ayaklar baş olur ve toplum olarak çökeriz.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ