Bursa Uludağ Gazetesi
     

Seçimden önce gerçekleri konuşalım…

Ferruh VARANOĞLU

Ferruh VARANOĞLU

Bursa İş Dünyası, her seçim dönemi olduğu gibi bu yıl 3 Nisan’da gerçekleşecek olan BTSO seçimlerine kilitlenmiş durumda. Gelecek beş yılın planlamaları farklı platformlarda değerlendirilip konuşulmaya başlandı bile..

Geçtiğimiz hafta “TEMİZ ve GÜÇLÜ BTSO PLATFORMU” başlıklı basın bülteni  ile bu yılki seçimlerde adaylığını açıklayan İlhan Parseker, çalışma grubu arkadaşları ile seçim startını vermiş oldu.

Hemen Akabinde BTSO Başkanı İbrahim Burkay’ın açık katılımlı toplantısı, görev sürecinde yapılanlar ve gündemdeki projelerin detaylandırılması, renkli anlatımlarla bir bellek tazelemesi niteliğindeydi.

Burkay yönetimindeki BTSO, göreve başlarken 16 makro projeyle yola çıktı. Aradan geçen beş yıl sonunda yapılan icraatleri görsel ve rakamsal verilerle destekleyerek “Yeniden Adayım” dedi.

Rakamların yalan söylemediği doğrudur ancak rakamlara yalan söyleten de yine rakamları belirleyen bakıştaki görüş açısıdır. İfade edilen kişi başı Milli gelir’in 12 bin dolar seviyesinde olduğu veya Bursa Ekonomisi’nin son beş yılda yüzde 7,5 gibi bir büyümeye ulaştığı istatistiği  profesyonelce tasnif edilen veriler ile örtülmeye çalışılsa da asla gerçek değildir. Büyük Bursa Sanayisi’nin 200’e yakın fabrikası Yabancı Sermaye’dir. Bu kuruluşların büyük çoğunluğunu Almanya – Avrupa bayraklı  fabrikalar oluştururken, ABD, Japonya, İngiltere, Güney Kore’li firmaların da katkı paylarını düşündüğümüzde ortaya farklı bir tablo çıkar. Farklı Dünya Firmaları’nın, yakın geçmişte ekonomik olarak zor duruma düşen Türk firmalarını satın alarak azınlık hisseleri ile değil, çoğunluk sahiplikleriyle yaptıkları üretimlerin “Milli” olarak adlandırılamayacağı ne kadar açık ise Milli Gelir’e faydaları da BTSO salon toplantısındaki ekranlara yansıyacak kadar düşündürücüdür.

Son yarım asırda Bursa Sanayisi onlarca farklı sektör ile Türkiye Ekonomisine katma değer sağlar iken, son beş yılda öne çıkarılan tekstil, otomotiv ve savunma sanayii  haricinde değer verilmemiş ve unutturulmuştur. Tüm konuşma ve yazışmalarda lokomotif sektör olarak gösterilen Otomotiv, satıştan para kazanacak bir beyaz yaka değil, bu finansal karlılığa hizmet eden çalışan, ter akıtan – mavi yaka- grubunda ağırlık gösterir. Yabancı Sermaye’nin, kar marjlarına koydukları yüzdelik değil ama ondalık kazanç sağlayan kotalar ile yerli işletmeler ancak çalışanını geçindiren, kirasını ödeyen, vergisini yatırabilecek düzeyde sıkışıp kalmışlardır.

Ar-Ge merkezli firma sayısındaki artış rakamlarınız – 2013 te 23 iken, günümüzde 100 –  denetimlerin nasıl ve hangi ölçüde yapıldığı ile doğrudan ilgilidir. Ar-Ge desteği adı altında kriteri uygun firmalara verilen kredilerin denetimsizliği sonucu  duvarlarına astıkları  “AR-GE MERKEZİ” yazılı içi boş binalarda vücut bulması grafiklere konu olacak bir reel değildir.

Akıllı karar ve doğru bir yol izlendiğinde Bursa’nın Dünya Ticareti ile entegresini sağlayacak olan TEKNOSAB üst düzey ortak bir projedir. Paylaşıldığı kadarıyla Yerli Firmaların azınlıkta olup Yabancı Sermaye’nin gücünün yükseleceği bir proje olduğu açıktır. 39-40 bin civarında üyesi bulunan BTSO’nun öncelikle “yerli firmalar” bazında değerlendirme yapmayıp, ille de “Yabancı Sermaye” ısrarının sebebi nedir? Ekonomik kalkınmaya ihtiyaç duyan Türkiye’de, sıfır vergi ve Türk firmalarına tanınmayan imtiyazlara sahip  Yabancı Firmalara neden öncelik sağlanmaktadır? Ucuz işçilik ile çalışanının Türk insanı, kazananının Türkiye olmadığı bir sistemi inşa ederken BTSO Yönetim Kurulu’nun gerçekten Bursa’yı düşündükleri nasıl izah edilebilir?  Kaldı ki Türkiye’nin Ekonomisini belirleyen bir Ekonomi Bakanlığı ve bakanı varken…

“İstikrar bozulmasın” ve “Alternatif yok” kavramları Türkiye’de artık son kullanımını tamamlamış, içerik olarak da anlamını yitirmiştir.  Acı yaşadığımız 15 Temmuz tecrübesi Türkiye’nin içe dönmesini, birbiri ile sıkı sıkıya kenetlenmesini ve halkından başka kimsesinin olmadığını göstermiştir. ”Milli Ekonomi” bugünden sonra artık çok daha kıymetlidir. Güvenli, temiz ve liyakatsiz ellerde olmalıdır. Her ne şartta olursa olsun önce kendi insanımız, yerli sanayimiz desteklenmelidir. Dünya ile entegre olabilmemiz için öncelikle yarıştığımız ülkelerin seviyesinde teknik imkanları üreticisine sunabilecek, BTSO gibi yerel destek kurumlarına ihtiyaç vardır. Önemli olan Türkiye’nin şu andaki ekonomisini iyi tahlil etmektir. Acil ve öncelikli ihtiyaçlarımızı karşılayacak gerçek projeleri hayat geçirip, nitelikli insan gücü ve alt yapısı olmayan “hayali projeleri” oy ve reklam malzemesi yapmadan mevcut kaynakları doğru sektörlere kaydırarak üreten bir BURSA’yı inşa etmektir.

“Yalnız ve Tek bir şeye ihtiyacımız vardır, çalışkan olmak. Servet ve onun tabii neticesi olan refah ve saadet yalnız ve ancak çalışkanların hakkıdır.”

M.Kemal ATATÜRK

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ